OTİZM NEDİR?

Otizm nedir?

Otizm, bireyin dış dünyadaki uyaranları algılamasını, aldığı bilgileri düzenleyip kullanılmasını etkileyen, yaşam boyu süren gelişimsel bozukluktur. Otizm, bireyin dış dünyadaki uyaranları algılamasını, aldığı bilgileri düzenleyip kullanılmasını etkileyen, yaşam boyu süren gelişimsel bozukluktur. Kaynağı psikolojik değil, nörolojiktir, diğer bir deyişle beynin işlev bozukluklarına bağlıdır. Otizmin beynin ve merkezi sinir sisteminin yapısındaki organik farklılık ya da bozukluktan kaynaklandığı düşünülmektedir.

Otizm neden olur?

Otizmin hızla yaygınlaştığına ve dünyada her 68 çocuktan birinin otizm gösterdiğine dikkat çekiyor.

Nörolojik ve gelişimsel bir bozukluk olan otizmin (veya otizm spektrum bozukluğu) belirtileri erken çocukluk dönemine, 0-3 yaş arasına dayanıyor. Bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı düşünülse de neden ve nasıl oluştuğu tam olarak bilinmiyor.

Son araştırmalara göre dünyada her 68 çocuktan birinin otizm gösterdiğini, erken çocukluk döneminde çocukların yakından izlenmesi gerektiğini vurgulayarak “Çoğu aile çocuğunda otizm olduğunu anlayamıyor” diyor. Bunun sebeplerini şöyle açıklıyor:

Çoğu aile çocuğunda otizm olduğunu anlayamıyor

“Otizm dahilindeki çocuklar fiziksel olarak genelde gayet sağlıklıdırlar. Bazen fazla hareketli olurlar; adlarıyla seslenilince tepki vermeme, bir etkinliğe odaklanamama gibi zorlukları bu hareketlilikle ilişkilendirilebilir ve aileleri yanıltır. Örneğin ‘Çok hareketli olduğu için çağırınca bakmıyor, aklı muzurlukta” derler. Daha sakin bir yapıda olan çocuk ise çok dikkat çekmez ve hatta ‘uslu’ bir çocuk olarak tanımlanabilir. Ayrıca otizm, birkaç farklı tabloda görüldüğu gibi fiziksel bir özellik taşımaz, örneğin çekik gözler, büyük eller veya kulaklar gibi. Bu nedenle aileler herhangi bir ‘problem’ konduramazlar çocuklarına. Son olarak çocuk gelişen bir varlık olarak görülür ve iletişim veya hareketlilikle ilgili problemler için aileler, sıkça ‘düzelir’ diye düşünürler. Ailelerin bu problemleri fark etmeleri ve çocuklarının farklı olduğunu görmeleri ise genelde başka çocuklarla bir araya gelindiğinde gerçekleşir.”

Otizm belirtileri nelerdir?

Otizmden ne zaman kuşkulanılması gerektiğiyle ilgili ise şu bilgileri veriyor:

  • Çocuğun davranışları ve gelişimi, diğer çocuklardan farklıysa,
  • Karşısındakiyle göz göze gelemiyorsa,
  • Adı ile seslenilince bakmıyorsa,
  • Sürekli zıplamak ve sallanmak gibi hareketler yapıyorsa,
  • Konuşmada geriyse,
  • Bazen duymuyor gibi davranıyorsa,
  • Bazı kelimeleri veya motor davranışları (el, kol hareketleri, mimikler gibi) sürekli tekrarlıyorsa otizmden kuşkulanılabilir.

Ne yazık ki otizmi tamamen ortadan kaldıracak bir ilaç ve tedavi yöntemi yok. Ancak erken teşhis ve uygun tedavi yöntemleriyle otizmli çocuklar gerçekten çok önemli gelişmeler gösterebilmektedirler.

Otizm korkunç bir durum değil

Kendi deneyimlerini de paylaşan Mine Nişlioğlu, oğlu Nuh’a 18 aylıkken otizm teşhisi konulduğunu, psikoloji eğitimi almış biri olduğu halde teşhis öncesinde bunu çocuğuna “konduramadığını”, durumu hemen kabullenemediğini ve kendisini çok çaresiz hissettiğini belirtiyor. “Ama yavaş yavaş tünelin sonunda bir ışık gördük. O kadar da korkunç değildi durum. Eğitimle müthiş ilerleme kaydetmiş çocuklar, aileler vardı. Mücadele ettik, bu yola baş koyduk ve çok yol aldık. Oğlum artık çok şeyi anlıyor ve yapıyor. Öz bakım becerileriyle ilgili hiçbir sıkıntımız yok. Normal bir okula gidiyor. Okuyor. En büyük sıkıntı duyduğumuz alan konuşma. Konuşuyor ama kendisi iletişime geçmiyor. Ama oraya da geleceğiz yakında” açıklamasında bulunuyor ve ailelere şu çağrıyı yapıyor:

“Asla vazgeçmeyin. Durmadan, usanmadan, bıkmadan öğretmeye uğraşın. Farklı bakışlardan çekinmeyin. Çocuğunuzla çocuk olun, hep anlayışlı, hep sevecen olun. Korkmayın. Şükredin ve hep daha fazlası için uğraşın. Unutmayın, her çocuk öğrenir!”

Otizm nedenleri nelerdir?

Prof. Dr. Ahmet Aydın, 7’den 70’e Taş Devri Diyeti adlı kitabında yaptığı minik bir söyleşi ile otizmi, otizm belirtilerini ve beslenme düzeni ile nelerin değişeceğini anlatıyor.

Çocuğunuz, seslendiğinizde size bakmıyor, duymuyor, tepki vermiyorsa sadece işitme problemi olmayabilir o nedenle işitme sıkıntısı için doktora başvurduğunuzda sonuçlar işitme açısından normalse lütfen otizm açısından yeniden değerlendirilmesini isteyiniz ya da başka bir doktora başvurunuz.

Otizm kişinin dil, sosyal ve iletişim becerilerini bozan gelişimsel bir hastalık. Çocuklarda otizm rahatsızlığının olup olmadığını ne yazık ki ilk 18 aya kadar anlamamanız normal çünkü belirti kendisini bebeklik döneminde çok göstermiyor. İlk belirtilerin farkedilmesi ile beraber aileler için zorlu süreç başlıyor çünkü çocukları, yaşıtlarına göre gerileme gösteriyor ve bu sanılandan daha da hızlı oluyor.

Otizm hastalığının en belirgin özellikleri neler?

* Otizmli çocuklar tüm seslere oldukça duyarlıdırlar ama genellikle ebeveynleri seslendiklerinde duymaz ve tepki vermezler.

* Otizmli çocukların çoğu bazı görsel uyaranlara karşıda tepki vermezler. Örneğin ebeveynlerinin yüzlerine bakmaz, gözle temas kurmazlar.

* Otizmli çocuklar hareket eden, parlak renkli nesneleri uzun uzun seyrederler.

* Birçok otizm rahatsızlığı olan çocuk acıdan, sıcaktan ve soğuktan etkilenmez. Bunun nedeni otizm rahatsızlığı olan çocuklar buğday (gluten) ve süt (kazein) proteinlerinin yeteri kadar sindirilemeden kana geçmesi. Bu sindirilememiş proteinler vücutlarında morfin etkisi yaratıyor.

* Otizmli çocuklarda korku ve tehlike duyusu olmaz.

* Otizmli çocuklar bazı kaba motor becerileri ve bazı ince motor becerilerini yapamamakta ya da geç şekilde yapmakta.

 

Kaba motor becerileri neler?

  • Kapı açma
  • Kapı kapama
  • Dans etme
  • Yüzme

İnce motor becerileri neler?

  • Sayfa çevirme
  • Delikten ip geçirme
  • Kâğıt kesme

* Otizmli çocuklar ellerini, kollarını farklı kullanırlar. Örneğin parmak uçlarında yürürler.

* Fiziksel temastan rahatsız olurlar.

* İçlerine kapanıktırlar ama bir o kadarda aşırı hareketli olurlar.

* Normal bir çocuk 9 – 10 aylıkken “anne – baba – dede” gibi kelimeleri söylemeye başlar. Otizmli çocuklarda ki ilk belirti de bunun olmaması ya da çok geç olmasıdır. Yani otizmli bebekler zamanında konuşmaya başlamaz.

“Otizmli çocukların yüzde 80 – 90’ı erkek çocuktur. Bununda önemli nedeni ebeveynlerin ya da aile büyüklerinin erkek çocuk geç konuşur deyip bir türlü otizm rahatsızlığının ilk belirtisi olan zamanında konuşmaya başlamama durumunu fark etmemeleri.”

* Otizmli çocuklar kendilerine söylenen ya da direkt kendine söylenmese de etrafta duydukları bazı kelimeleri bir papağan gibi sürekli tekrarlarlar.

* Otizmli çocukların çoğu alışkın olduğu durumların değiştirilmesine tepki gösterirler. Örneğin evdeki eşyaların yerlerinin değiştirilmesini istemezler, sürekli aynı elbiseyi giymek isterler.

* Otizmli çocuklar bazı nesnelere olduklarından çok bağlıdırlar ve bu nesneler kaybolduğunda bulana kadar huysuzlanırlar.

* Otizmli çocukların çoğu suyla oynamayı ve otomobille dolaşmayı çok severler.

Otizm en erken nasıl anlaşılır?

Otizmde erken tanı konması için ne yazık ki yapılan bir laboratuar testi yok. Göz temasının olmaması, konuşmanın gecikmesi, bebeğin nesnelerle ilgilenmemesi, seslenildiğinde hiçbir tepki vermemesi, kucağa alınınca susmaması, hatta kucağa alınmamak için direnmesi, en erken belirtilerdir. En önemlisi ise ilk aylarda gaz sancısı saptaması sanılan aşırı ağlamalar…

“Eğer çocuğunuzda yukarıda yazılan belirtilen bir ya da daha fazlası görülüyorsa acilen doktora gidin. Eğer doktorunuz “bekle ve gör” ya da “erkek çocuktur, bu nedenle geç konuşabilir” diyorsa onun öğütlerini kesinlikle dinlemeyin!”

 

Otizm hastalığı artık daha sık bir şekilde artıyor mu? Yoksa artık aileler daha duyarlı odluda bu nedenle mi erken teşhis ile hızla artmış gibi görünüyor?

Otizm AİDS gibi hızla artıyor. Klasik nöropsikiatrların çoğu otizmi genetik kökenli bir hastalık olarak algılamak istiyorlar. Onlarda 50 -60 yıl içinde genetik bir hastalığın bu kadar hızla artmayacağını biliyorlar. Bu nedenle de bunu hekimlerin ve ailelerin bu konu üzerine daha çok düştükleri için sayının arttığını düşünüyorlar.

“Mark R. Blaxill isimli bir bilim adamı 1960 – 2004 yılları arasında yapılan elliden fazla otizm sıklık çalışmasının toplu analizini yapmış. Bu analiz otizmdeki artışta tanı kriterlerinin değişmesinin fazla bir payının olmadığını ispat etmiş.”

Otizm bir zehirlenme hastalığıdır diyorsunuz. Bunu bize biraz daha detaylı anlatır mısınız?

Evet ne yazık ki tıp dininin papazları otizmi tedavi edilemeyecek bir hastalık olarak lanse etmiş ve ailelere bu hastalığın ömür boyu süreceğini ancak bazı ilaçlar ve bir de davranış tedavisi uygulanarak biraz hafifletilebileceği dile getirilmiştir.

“Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli”

Otizm hastalığında tedavi için fırsat dönem 1 ila 5 yaş arasıdır.”

Sidney M. Barker isimli araştırmacı yaptığı araştırmalarla 1950’li yıllardan bugüne kadar otizm hastalığının artmasında aşağıda yazılı olan faktörlerin etkili olduğunu dile getirmiştir:

* Antibiyotik kullanımının artması

* Ağır metal içeren aşıların ve çoklu virüs aşılarının kullanımındaki artış

* Ekilebilir toprağın fakirleşerek sebze ve meyvelerdeki vitamin ve minarel içeriğinin düşmesi

* Omeda – 3 tüketiminin azalması

* Ağır metal, ilaç ve toksinlere fazla maruz kalınması

Ahmet Aydın “Bence bunlara artık salgın boyutlarına ulaşmış D vitamini yetersizliği de eklenmeli”…

“Otizmin artması antibiyotik kullanılmaya başladıktan sonraki zamanla çakışmakta.”

“1988 yılında Edelson ve Cantor 56 otizmli çocuğu inceleyip, 56’sında da ağır metal yükü saptadılar.Araştırmacıların elde ettiği sonuçlara göre bu 56 çocuğun 55’inde karaciğer detoksifikasyon (zehirden arınma) sistemi iyi çalışmıyordu.”

“Otizm hastalığında yaş ne kadar küçük ve beyin ne kadar az olgunsa zarar da o oranda artmakta.”

Hepimiz hemen her kaynaktan çeşitli şekillerde ve miktarlarda toksik maddeleri alıyoruz, ama ancak sağlıklı ve yeterli bir metabolizmaya sahipsek bunları temizleyebiliyoruz. İşte otizm yelpazesindeki hastalıklarda çocuklar bunu yeterince gerçekleştiremediklerinden, aldıkları toksinler vücutlarından atılamadığından, özellikle yağdan zengin dokularda birikmekte. Beyin de yağ bakımından en zengin organlar arasında. Böylece beyinde biriken toksik maddeler çeşitli düzeylerde hasarlar oluşturmakta.

Söylediğiniz toksinlere neredeyse her çocuk maruz kalıyor ama tüm çocuklar eşit derecede etkilenmiyor. Asıl bu nasıl oluyor?

Bu şöyle açıklanıyor. Aynı çevresel zararlıya maruz kalınmasına rağmen her çocukta otizm tablosunun görülmemesi otizme yatklınlık sağlayan tek – gen polimorfizmlerinin varlığı ile açıklanıyor. İnsanlar çevresel zararlıya maruz kaldıklarında bunu zehirden kurtulma mekanizmaları ile bunları temizlemeye çalışır. Bu mekanizmalar nüfusun yüzde 65’inde oldukça etki, geri kalan yüzde 32’sinde ise yavaş ve hatta yüzde 2,5’inde ise çok yavaş çalışır durumda.

Özel Eğitim Öğretmeni Özlem N. DOĞAN-Mavi Ağaç Psikoloji

Özel Eğitim Öğrt. Özlem N. DOĞAN
Merhaba Bursa Mavi Ağaç Psikoloji de Danışanlarıma Hizmet sunmaktayım. Randevu talebiniz için iletişim kanallarından bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir